Yabancı adlı romanıyla dünya edebiyatının ölümsüzleri arasına giren Fransız yazar Albert Camus, 1957 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanmış, 1960 yılında geçirdiği trafik kazasında ölmüştü.
Observer ünlü yazarın 46 yaşında ölümünün sevenleri arasında şok etkisi yarattığını, cenazesine zamanın ünlü anarşistlerinden yerel futbol takımının oyuncularına dek, geniş bir kesimden katılım olduğunu hatırlatıyor.
Gazete, şimdiye dek kaza olduğu konusunda kimsenin şüphe dile getirmediği ölümününe ilişkin yeni bir iddiayı gündeme getiriyor.
Gazetenin haberi İtalyan Corriere della Sera gazetesinin bir iddiasına dayanıyor.
İddiaya göre, Camus’nün ölümünde zamanın Sovyet istihbarat servisi KGB’nin parmağı olabilir.
KGB’nin Camus’yü hedef alma nedeni ise Fransız yazarın o dönemki bazı Sovyet politikalarını eleştirmesi…
Camus 1956 yılındaki Macaristan ayaklanmasını bastırmak için Sovyet askerlerinin bu ülkeye gönderilmesini eleştiren yazılar yazmıştı.
Yine Camus’nün, Stalin döneminde yasaklanmış bir kitap olan Doktor Jivago’nun yazarı Boris Pasternak’a Nobel Edebiyat ödülü verilmesini desteklemesi de Moskova’yı kızdırmıştı.
Observer, KGB’nin Camus’nün ölümünde parmağı olabileceği iddiasının, Jan Zabrana isimli Çek şairin bir kitabına dayandırıldığını bildiriyor.
İtalyan akademisyen ve şair Giovanni Catelli, Zabrana’nın Cely Zivot isimli kitabının İtalyanca çevirisinden bazı bölümlerin çıkarıldığını farkediyor.
Bu bölümde Zabrana, karanlık işler konusunda kulağı delik bir kişinin, KGB’nin Camus’nün bineceği otomobilin tekerlerine zarar vererek, ölimle sonuçlanan kazaya neden olduğunu anlattığını aktarıyor.
İddiaya göre KGB’ye bu operasyon için emri zamanın Sovyet Dışişleri Bakanı Şepilov vermiş.
Observer Şepilov’un, Camüs’nün yazılarında özel olarak eleştirilen bir Sovyet yetkilisi olduğunu aktarıyor.
Ancak iddiaya karşı güçlü kanıtlardan biri, Camus öldüğünde cebinden çıkan tren bileti.
Yani Camus öldüğü gün otomobille değil, trenle seyahati planlıyordu.
Öldüğü otomobil yayıncısına aitti ve son anda kazada kendisiyle birlikte ölen yayıncısının ısrarı üzerine seyahat planlarını son anda değiştirmişti.
Camus biyografisi yazarlarından eski BBC Paris muhabiri Olivier Todd da iddianın asılsız olduğu kanısında.
Todd, ‘KGB’den her şeyi beklerim ama bunu yaptıklarına inanmıyorum; böyle bir iddiada kimin işine yarar diye düşünmek lazım’ diyor.
İSTANBUL – Can Yücel, ölümünün 12. yılında Kuzguncuklular Derneği ve Can Yücel dostları tarafından düzenlenen ‘Can Yücel’i anıyoruz’ etkinliğiyle anılıyor.
12 Ağustos günü saat 17.00′de Çınaraltı’nda başlayacak olan etkinliğe Oytay Akıncı, Orhan Alkaya, Ataol Behramoğlu, Cengiz Bektaş, Egemen Berköz, Ayhan Bozkurt, Onur Caymaz, Gülsüm Cengiz, Öner Ciravoğlu, İsa Çelik, Müslik Çelik, Nurduran Duman, Refik Durbaş, Enver Ercan, Genco Erkal, Nadir Göktürk, Yusuf Katipoğlu, Murat Kodallı, Derya Köroğlu, Yaşar Miraç, Nilay Özer, Gonca Özmen, Adnan Özyalçıner, Mehmet Z. Saçlıoğlu, Sennur Sezer, Ferruh Tunç, Hürriyet Yaşar katılacak.
Can Yücel’in evi ve sokağının ziyaret edilmesinin ardından etkinlik, şiir okuma, konuşma ve Can Yücel şarkılarının söylenmesiyle sona erecek.
DENİZLİ – Denizli’nin Eskihisar Mahallesi yakınındaki antik kent Laodikya’da sürdürülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan bir kilisede ‘tanrının gözleri’ diye adlandırılan mozaikler bulundu.
Laodikya kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, kilisenin girişinde yerde bulunan mozaiklerdeki ’tanrının gözleri’ deseninin kiliseye gelen insanları gözetleyip, koruduğuna inanılarak yapıldığını söyledi.
Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek başkanlığında Laodikya antik kentinde 8 yıldır yapılan kazı çalışmalarında önemli eserler ortaya çıkarıldı. İncil’de adı geçen 7 kutsal kiliseden birinin bulunduğu Laodikya antik kentinde bulunan 3 ayrı kilisede kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. Merkezi kilisede kazı, kutsal haç kilisesinde ise restorasyon çalışmaları yapılıyor.
Bu yıl ortaya çıkarılan en önemli eserler arasında ise kuzey tiyatro yanında bulunan kilise içindeki tanrının gözleri mozaikleri oldu. Kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, tanrının gözlerinin kiliseye gelen insanları koruduğuna inanıldığını belirterek şunları söyledi:
“Kutsal kent Laodikya kiliseleri özelikle de M.S. 4. yüzyıl itibariyle erken kilise mimarisine yeni bir renk ve soluk katacak niteliktedir. Buradaki kilise yapısının Laodikya’ya özgü bir ev kompleksinin kutsal mekanı olarak düşünüyoruz. Kuzey tiyatrosuna ulaşımı sağlayan kilisede iç içe iki tane ön giriş holü yer almakta. Bu kilisenin önemli bir özelliği de var. M.S. 375 yılında Papalık bir düzenleme yapıyor. Kiliseler nizamnamesini yayınlıyor. Kiliseler belli bir yöne bakacak diye karar alınıyor. Buradaki kilise doğuya değil, Kudüs’e değil. Kuzey doğuya yani Hierapolis’e bakıyor. Bu nedenle önemli bir yapı, çünkü yönü farklı. Ancak bu kilisede öne çıkan husus giriş bölümünde, yerdeki mozaiklerde iç içe iki tane haç ve onun yanında iki tane göz var. Yani tanrının gözü olarak yorumlayabileceğim gözler yer almakta. Bu gözlerin kiliseye gelen insanları gözetlemesi ve koruması için yapıldığını düşünüyoruz.”
Bugüne kadar böyle bir kilise yapısı ortaya çıkarılmadığını ve önemli bir yapı olduğunu belirten Şimşek, “Yön itibariyle ve özellikle kilisenin kutsallığını ön plana çıkaran tanrının gözü itibariyle değişik bir yapı. Gözün biri sağlam ama diğer göz tuğla döşemelerinin bir kısmının sökülmesi nedeniyle zarar görmüş. Ama yarısı yerinde bu sayede de iki tane tanrının gözünü burada görüyoruz. Bu yönüyle kiliseyi çok özel kılıyor” diye konuştu.
[...]
Bu pdf formatındaki e-kitap ile evrim teorisinin bilimsel geçersizliğini, toplumda yaygın olarak merak edilen v[...]
