İletişimin çağının çok hızlı geliştiği günümüzde, eğitim sektörü de bu alandan nasibini almaktadır.
Günde yeni açılan yüzlerce sitenin belli bir bölümünü eğitim amaçlı siteler oluşturmaktadır.
Ancak bu sitelerin çoğu gerçek amacından saparak öğrencilerin daha çok zaman kaybetmesine neden olmaktadır.
Yaygın Eğitim Sistemi; örgün eğitim sistemine hiç girmemiş bireylere, gerekli bilgi, beceri ve davranışları kazandırmak için örgün eğitim sisteminin yanında veya dışında kalmıştır. İlgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerini sağlayıcı nitelikte, çeşitli süre ve düzeylerde yaşam boyu yapılan eğitim, öğretim, üretim, rehberlik ve uygulama etkinlikleri çerçevesinde açılan kurslar aşağıya çıkarılmış olup, istek ve talepler doğrultusunda bu kursların çeşitleri ve sayıları çoğaltılmaya çalışılmaktadır. Halk Eğitimi Merkezlerindeki kurslar; mesleki, teknik ve sosyal-kültürel amaçlı olmak üzere iki ana bölümde açılır. Düzenlenecek kurslarda tür sınırlaması yoktur. İhtiyaç duyulan her alanda kurslar düzenlenir.

eğitim teknolojisi
Eğitim teknolojisi “eğitim bilimleri” ailesinde yer alan ve aynı zamanda bilgisayar bilimleri, dizge kuramı, bilişsel bilimler, psikoloji, toplumbilim ve diğer bazı bilim dallarından faydalanan, kendine has özellikleri olan bir bilim dalıdır. Daha çok bir toplum bilim içerisinde yer bulsa da doğa bilimleri ile de ilişki içerisindedir. Hem araştırma yöntemleri hem de oluşturulan bilginin uygulanması doğa bilimleri ile kesişir.
Uzaktan eğitim öğrenci ile öğreticinin aynı ortamda olmaması gibi durumlarda kullanılan eğitim teknolojisidir. Eğitim teknolojisi tarafından incelenen ve bu alanın eğitim bilimlerine yaptığı en büyük katkıdır. Uzaktan eğitim ile öğretmenler ve öğrenciler uzaktan eğitim (kendi seçtiği zamanlarda basılı veya elektronik ortamların el değiştirmesi) veya senkron uzaktan eğitim (eş zamanlı iletişimi sağlayan teknolojiler ile etkileşim) yöntemlerinden uygun ve mümkün olanını kullanarak eğitim çalışmalarını yürütebilmektedir.
ŞAM – Suriye’de kuzeybatısında bulunan antik kent Tell Karkur, binlerce yıl boyunca çok sayıda medeniyetin yok olduğu bir coğrafyada ayakta kalmayı başardı. Arkansas Üniversitesi’nden Jesse Casana, “Bölgede yaptığımız kazılarda, çok sayıda antik kentin ve küçük yerleşim birimlerinin binlerce yıl önce terk edilmiş olduğunu anladık… Ancak Tell Karkur ayakta kalmayı başardı” dedi.
Hürriyet’in haberine göre, Canasa ve Boston Üniversitesi’nde arkeolog olan Rudolph Dornemann, dünyanın en büyük kazı alanlarından birini oluşturan Asi Nehri civarında, “çamur-tuğladan yapılan evler ve büyük surlar ortaya çıkardıklarını, bulguların Tell Karkur’daki medeniyetinin zaman içinde gelişmeye devam ettiğini gösterdiğini” söyledi.
Dornemann, “Bu alanın oldukça büyük ve koruma altında alınmış bir yer olduğu anlaşılıyor. Etrafı ise dağınık bir yerleşim tarafından çevrilmiş” dedi. Arkeoloji ekibinden Amy Karoll, Tell Karkur’da yapılan çalışmaları Amerikan Arkeoloji Toplumu’nun Nisan ayında düzenlenen 76’ıncı konferansında sundu.
10 BİN YIL ÖNCESİNE UZANAN TARİH
Tell Karkur, M.Ö 8,500 ve M.S 1,350 yıllarını kapsayan 10 bin yıl boyunca ayakta kaldı. Yaklaşık 300 yıl süren kazı çalışmalarının ardından, şehrin sadece çok küçük bir kısmı ortaya çıkarılmış durumda. Bilim insanları, binlerce yıl önce yaşanan değişiklikleri anlamak için, yeraltını tarayan radar sistemleriyle incelem yaptı.
Arkeologlar, kazılarda ortaya çıkarılan ve 4,200 yıl öncesine ait taştan yapılma bir tapınak buldu. Casana, “Bu taş yapı içinde bir içki ritüelinde kullanıldığı düşünülen alçı leğenler bulduk” dedi. Casana ve meslektaşları tağınağın içinde ayrıca büyük, oturmak için oyulmuş taşlar, kuzulara ait kemikler, tütsü yuvaları ve çeşitli dekorlar bulundu.
UYGARLIKLARI YIKAN FELAKET
Okyanus çökeltileri ve bitki kalıntıları gibi birçok çevresel kaynaktan elde edilen veriler, yaklaşık 4,200 yıl önce Ortadoğu’yu sarsan bir iklim olayı yaşandığını savundu. Yale Üniversitesi’nden Harvey Weiss, “4,200 yıl önce beklenmedik bir kuraklık ve Akdeniz’in batıya rutubetli hava taşıyan yağmurlarında sapma yaşandı” ifadesini kullandı.
Weiss, “Batı rüzgarlarının sapması sonucu, Asya’nın batı bölgesinde 300 yıl boyunca yıllık yağmur oranı azaldı… Yağmur miktarı yüzde 30-50 azaldı. Sonuç olarak, ekinleri susuz kalan Ortadoğu medeniyetleri ayakta kalamadı” dedi. Weiss ayrıca, Ortadoğu’da yaşanan kuraklığın küresel alanda yayıldığına dikkat çekti.
ESKİ KRALLIK BİLE YOK OLDU
Yaşanan kuraklık, Akdeniz’deki uygarlıkların sonunu getirirken, Büyük Piramitleri inşa eden Mısır’daki Eski Krallık çöktü. Weiss’in açıklamalarına kıyasla, Casana “tüm bilim insanlarının bu teoriye inanmadıklarına” dikkat çekti.
Bilim insanları, neden bu kadar çok medeniyet çökerken Tell Karkur’un ayakta kalarak genişlemeye devam ettiğine cevap bulmaya çalıştı. Casana, bu sorunun kesin cevabının alınabilmesi için tüm şehrin gün ışığına çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Weiss, Tell Karkur’un ayakta kalmasını Asi Nehri’ne bağlıyor. Ona göre, nehrin altındaki dev yeraltı su rezervuarı (karst) kuraklık döneminde şehri besledi. Kuraklığın gelmesinden önce, Tell Karkur güçlü Ebla krallığının nüfuzu altındaydı. Krallığın yıkılmasının, şehrin yönetilme şeklini de önemli derece değiştirdiğine inanılıyor.
Bilim insanları, Tell Karkur’un sırrını çözerek iklim değişikliği üzerinde yararlı bulgular elde etmeyi amaçlıyor.
