Kategoriler...

Sağlık kategorisindeki yazılar gösterilmektedir.
27
Ağu
2011

Mevsimsel depresyonun ilacı gün ışığı

Uzmanar, mevsimsel depresyondan korunmak için gün ışığından mümkün olduğu kadar fazla yararlanmanın yollarının bulunmasının gerektiğinin altını çiziyor.

Yaz geldi ve güneş gülen yüzünü nihayet gösterdi. Yüzlerimiz de gülüyor. Sadece yüzlerimiz mi güldü? Enerjimiz arttı, daha erken kalkıp daha enerjik ve mutlu olacağımız günler geldi. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH) Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş, insanın yaşadığı çevre ile bütün olarak değerlendirilmesi gereken kompleks bir varlık olduğunu söyledi. Yaşadığı olaylar kadar içinde bulunduğu iklim şartları da insanın ruh halini etkilediğini belirten Yeşilbaş, “Güneş girmeyen eve doktor giriyorsa eğer bunun bir sebebi vardır” dedi.

 Melankolik depresyon en yaygını

Mevsimsel depresyonların depresyon vakalarının yüzde 10’unu oluşturduğunu ifade eden Yeşilbaş, şöyle devam etti: “Melankolik Depresyon terimi edebiyatta da var olan sıkça işlenen bir konuyu ifade etmektedir. Melatonin Epifiz bezinden salgılanır. Melatonin fiziki hareketlerimizi yavaşlatan, bizi uykusuz ve bitkin yapan hormondur. Melatonin karanlık, ışıksız ortamlarda salgılanan bir hormondur. Kışın yaza göre daha karanlık, kapalı havalar yaşanan günlerde artan melatonin kış aylarında yaşanan karamsar ve depresif ruh halinden ve hatta kış depresyonundan sorumlu tutulmaktadır. Kış depresyonunda yorgunluk, bitkinlik, kol ve bacaklarda ağırlık olmaktadır. Parlak ışıkta melatonin salınımının baskılanması esasına dayanan fototerapi, antidepresan etkisinden faydalanılarak depresyon tedavisinde kullanılmaktadır.”

Gün ışığından yararlanın

Kışın uzun sürdüğü ve kapalı havaların nispeten fazla olduğu ülkelerde depresyon ve intihar oranlarının daha fazla olduğunu hatırlatan Yeşilbaş, mevsimsel depresyondan korunmak için gün ışığından mümkün olduğu kadar fazla yararlanmanın yollarını bulmak gerektiğini dile getirdi.

Güne erken başlamak, kalın perdeleri açmak, içeriye daha fazla gün ışığının girmesini sağlamak ve ısınan havalar ile birlikte açık havada yapılacak yürüyüşlerin endorfinleri de artırarak depresyondan koruyucu etki yaptığını belirten Yeşilbaş, “Gün ışığı ve güzel havalar, baharın gelişi ve tüm doğanın uyanışı hemen herkeste bir heyecan ve coşkuya sebep olmaktadır. Toprağa su yürümekte, kışı adeta bir kuru odun gibi geçiren dallar bahar çiçekleri ile süslenirken, insanların gönülleri de cıvıltılı bir neşe ile dolmaktadır. Hayat aynı, şartlar aynı ama siz başkasınızdır” diye konuştu.

Aşırı sıcaklara dikkat!

Yaz ve güneş insan üzerinde böyle olumlu etkiler yapmasının yanı sıra aşırı sıcak havaların ve artan nemin bir takım olumsuz etkilerinin de olduğunu vurgulayan Yeşilbaş, şunları kaydetti: “Yazın sıcaklarda kahve, alkol ve yakıcı gıdalardan uzak durmalı, bol su ve sıvı tüketimi olmalıdır. Elektrolit dengesi açısından ayran önerilebilir. Aşırı fiziksel egzersizlerden kaçınmalı, mümkünse rahat giyinmeli, dengeli ve hafif yiyecekler tüketilmelidir. Trafikte lüzumsuz tartışmalardan uzak durmayı, mümkünse affetmenin kendi sağlığınız açısından en kestirme ve faydalı yol olduğunu unutmayın. ‘Sen sen ol “ayağını sıcak tut başını serin, kendine bir iş bul düşünme derin.’

 

Haber7

27 Ağustos 2011 - 21:07
1 views
27
Ağu
2011

Sadece Sigaraya Değil,Hatırlatan Herşeye Yasak

Sağlık Bakanlığı, sigara firmalarının reklam ve sponsorluk yasağına “Düşünce, İma ve Algı” yasağını da ekleyecek. Ayrıca sigara paketlerinde yer alan uyarı oranının da yüzde 50′inin üzerine çıkarılması planlanıyor.

SAFURE CANTURK’ün haberi

Kapalı mekânlar, toplu taşım araçları derken sigaranın artık “düşüncesi” de yasaklanacak. Sigarayla mücadele dünyanın en başarılı ülkesi olmayı hedefleyen Sağlık Bakanlığı, sigara firmalarının reklam ve sponsorluk yasağına “Düşünce, İma ve Algı” yasağını da ekleyecek. TBMM açıldığında yapılacak yeni yasal düzenleme ile Türkiye’deki sigara reklam yasağı mevzuatı yeniden düzenlenecek.

Sigara firmaları başka ürünler üzerinden dolaylı yoldan da sigarayı hatırlatamayacak. Yapılacak yeni düzenlemede A marka sigara kendi adına başka bir ürün üreterek televizyona o ürünün reklamını veriyor. Ancak insanların aklına yeni ürün değil sigara geliyor. En son bir puro firması aynı isimde parfüm üreterek reklam vermiş ancak bu puronun reklamı olarak algılanmıştı. Aynı şekilde piyasada sigara dışında başka ürünle tanınan bir firma sigara üretimine başlar ve eskinin ürünün reklamıyla sigara ima edilirse bu ürünün de reklamı yasaklanabilecek. Yani bir elbise firması, sigara üretimine başladığında elbisesini tanıtırken insanların aklında artık yeni ürünü sigara gelmeye başlaması da reklamın yasaklanması için gerekçe olabilecek.

SİGARA DEĞİL, UYARI PAKETİ

Sigara firmaları son yıllarda tişört, gözlük, parfüm, giyim sektörüne girerek dolaylı reklam yapmaya başlaması üzerine dünyadaki bir çok ülke reklam mevzuatında değişikliğe gitti. Henüz Türkiye’de yasak olmayan bu uygulamalar yeni kanunla yasaklanacak. Bakanlık ayrıca sigara paketleri üzerindeki sağlığa zararlı uyarılarının ebatlarının yüzde 47.5′dan yüzde 50′nin üzerine çıkarılması için bir çalışma başlattı. Düzenlemeyle uyarılar sigara paketinin her iki yüzünün toplamının yüzde 50′sinden fazlasını kapsayacak. İki düzenleme ile Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü Sigarayla Etkin Mücadele ülke sıralamasında ilk 3′e de girebilecek. Bu iki yasal düzenleme DSÖ’nün sigarayla mücadelede 7 etkin programından 7′sini yapan tek ülke Türkiye olacak.

Bakan Akdağ: Sigaranın iması da yasaklanacak

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sigarayla mücadelede asla yavaşlamayacaklarını belirterek hatta sigarayı hatırlatan her şeyi yasaklayacaklarının mesajını verdi. Akdağ, “Sigarayı dolaylı yoldan bile ima edecek hatırlatacak tüm reklamlar yasaklanacak” dedi. Reklam ve sponsorluk yapamayan sigara firmalarının başka ürünler üzerinden reklam piyasasına girdiğine dikkat çeken Akdağ, sigarayla mücadelenin devam edeceğini söyledi. Söz konusu düzenlemelerle de Türkiye’nin DSÖ’nün etkin mücadele eden ülkeler sıralamasında ilk 3′e gireceğini kaydetti.

SABAH

27 Ağustos 2011 - 21:06
1 views
27
Ağu
2011

Yutma Sorununuz Varsa Doktorunu Bekliyor

Yutma güçlüğü genellikle üst solunum yolları enfeksiyonları gibi basit sorunlardan kaynaklansa da bazen bir çok ciddi hastalığın da habercisi olabiliyor.

Yutma güçlüğünün önemsenmesi gereken bir rahatsızlık olduğunun altını çizen uzmanlar, “Yemek borusunda gelişen yutma güçlüğünün en yaygın nedenlerinden birisi besinlerin mideden yemek borusuna geri kaçması olarak ifade edilen reflü hastalığı.

Bu sorun, mide asidinin yemek borusundan yutağa doğru yukarı hareket etmesi sonucu oluşuyor. Bunu yanı sıra, kronik iltihap, Alzheimer, MS (Multipl Skleroz), inme, parkinson, göğüs boşluğunda oluşan lenf nodu ya da kitle ve beyin tümörü de yemek borusunda gelişen yutma bozukluğunun sorumlusu olabiliyor.” uyarısında bulunuyor.

Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, yutma bozukluğunda erken tanının önemine dikkat çekildi. Tanı aşamasında, öncelikle yutma bozukluğunun hangi bölgede ortaya çıktığının araştırılması gerektiğini vurgu yapılan açıklamada, hasta yakınmalarının, yutma bozukluğunun nerede geliştiği konusunda fikir sahibi olunabilmesi açısından araştırmanın büyük önem taşıdığı dile getirildi. Çeşitli nedenlerden dolayı gelişen yutma güçlüğünün hastanın hayatını tehdit edebildiğine işaret edilen açıklamada, “Örneğin inme sonrasında hastalar motor güçsüzlükleriyle beraber boğazlarında duyu hasarı ve duyu kaybı yaşayabiliyorlar.

İnme sorası ölümlerin sık nedenlerinden biri de aspirasyon zatürreeleri. Araştırmalar inme sonrası yutma güçlüğü gelişen hastalarda yediklerinin veya kendi tükürüklerinin akciğerlere kaçması sonucunda zatürreeye yakalanma sıklığının arttığını ortaya koyuyor. Erken tanı konulduğu takdirde, yutma bozukluklarının tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Tedavi, altta yatan nedene göre düzenleniyor. Mideden yemek borusuna kaçış, yani reflü genellikle beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesiyle ortadan kaldırılabiliyor. Bunun için; hazım kolay yiyeceklerden oluşan bir diyet ile sık aralıklarla ve az miktarlarda beslenmek, alkol ve kafeinden uzak durmak, geceleri yatağın başını yükseltmek, uykudan önceki üç saat boyunca yemek yememek gibi noktalara dikkat etmek gerekiyor.” uyarıları yer aldı.

CİHAN

27 Ağustos 2011 - 21:06
1 views
27
Ağu
2011

Tavuk Etinin Besleyiciliği

Uzmanlar, Ramazan ayında sağlık için daha düşük kalori, daha az yağ ve daha az kolesterol içeren tavuk eti tüketimini öneriyor.

Tavuk etinin dana ve koyun etinden daha düşük enerji sağladığını ve sindirilirliğinin yüzde 100′e yakın olduğunu belirten Yakındoğu Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevinç Yücecan, “Derisiz tavuk eti, kırmızı ete kıyasla daha az doymuş yağ ve kolesterol içerir. Bilimsel çalışmalar, kırmızı ete kıyasla tavuk eti tüketiminin koroner kalp hastalıkları riskini önemli derecede azalttığını gösteriyor” dedi.

Ramazan ayında daha fazla tokluk hissi oluşturan yiyeceklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Yücecan, “Ramazan’da tavuk eti gibi kan şekerini daha yavaş yükselten, daha fazla tokluk hissi oluşturan, besleyici değeri yüksek gıdalar tercih edilmeli. İyi bir protein kaynağı olan tavuk eti, öğün sayısının ikiye indiği Ramazan ayında da sofralardan eksik edilmemeli. Tavuk eti hem sahurda hem de iftarda tüketilebilir” diye konuştu.

Sahura kalkmadan veya yatmadan önce hafif bir şeyler yiyerek oruç tutmanın sakıncalı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sevinç Yücecan, şunları söyledi:

“Ramazan’da da sağlıklı beslenmek için dört ana besin grubundan karışık bir beslenme rejimi seçilmesi ve bir öğünde yiyeceklerin yaklaşık 2 saat içinde tüketilmesi önerilir. Sahurda emilimi daha yavaş olan, kan şekerini daha yavaş yükselten ve daha fazla tokluk hissi oluşturan gıdalar tüketmeli. İftarda ise ağır hamur işi yiyecekler, kızartmalar, baklavalar yerine çorbalar, haşlanmış, ızgara veya fırında pişirilmiş et, tavuk veya hindi eti, sebze yemekleri, bol salata ve meyve yenilebilir” dedi.

İHA

 

 

27 Ağustos 2011 - 21:05
1 views
27
Ağu
2011

2023 Sigara Yasağı

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Dönem Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, “Hedefimiz 2023 yılında ülkemizde sigaranın satışının tamamen yasaklanması” dedi ve ekledi.

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Dönem Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, 2010 yılında bir önceki yıla göre 14 milyar adet daha az sigara içilmesi ile bir yılda 4 milyar lira tasarruf edildiği bildirdi. Dağlı: “Hedefimiz 2023 yılında ülkemizde sigaranın satışının tamamen yasaklanması. Finlandiya 2050 yılında, Yeni Zelanda da 2030 yılında sigarayı yasaklayacaklarını açıkladılar.”

Prof. Dr. Dağlı, yaptığı açıklamada, komitenin 1995 yılında Türkiye’deki sigara mücadelesinin eş güdüm halinde yapılması amacıyla kurulduğunu, kamu kurumlarının yaptığı yönetmelik ve kanunları daha yararlı hale getirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi’nde 30 dernek ve vakıf ile 8 kamu kurumu bulunduğunu, sivil toplum kurumlarının asli, kamu kurumlarının ise danışman üyeler olduğunu ifade eden Dağlı, ”2009 yılı Temmuz ayında çıkan 4207 sayılı Tütün Maddelerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunu dünyada 6, Avrupa’da 3. ülke olarak uygulamaya başladık” dedi.

Dünyada sigara yasağını uygulamaya çalışan ülkelerde sigara endüstrisi ve sigara firmalarının müthiş bir antipropaganda yaptığını kaydeden Prof. Dr. Dağlı, ”Kendileri yapamadığı için aracılar bularak yapıyor. Bunlar da genellikle restoran, kahvehane, turizmciler reklamcılar gibi kurumlar oluyor. İtiraz savları da aşağı yukarı tüm dünyada aynı. Bunları önceden bildiğimiz için bununla ilgili kanun çıkmadan önce sağlık kanıtı, ekonomik kanıtı, işletmelerin zarar etmeyeceği yönünde çalışma yaptık” dedi.

Araştırmaları sırasında sigara firmalarının 1995 yılında Türkiye’de kapalı alanlarda sigara içilmesinin yasaklanması yönünde kanun çıkması halinde yapmayı planladıkları eylem planına ulaştıklarını anlatan Dağlı, ”Bu eylem planında otelcileri, turizmcileri harekete geçirme, işbirliği yapma, kanuna nasıl karşı çıkacaklarını anlatma gibi konular işleniyor. Kahvehanelerle ilgili ayrı bir madde var. Yani sigara endüstrisi, kanuna karşı eylem planını 1995 yılında yapmış. Gazetelere defalarca yanlış bilgiler verdiler. ‘Sigara yasağı sigara içme vergisi almak için çıkartıldı’ şeklinde yazılar yazdırıldı” diye konuştu.

1942 YILINDA MİLLİ EĞİTİM BAKANI YÜCEL SİGARAYI YASAKLAMIŞ

ABD’de 1952 yılında sigaranın kanserle ilişkisinin ispat edildiğini, 1960′larda ise sigaranın zararları konusunda raporlar hazırlandığını vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bugün hala zararı ispat edilmiş bir ürünün satılmasını azaltmaya çalışıyoruz. Herhangi bir başka ürün, tesadüfen bir kişiyi öldürse o ürün toplatılır. Bu nedenle sigarada yapılması gereken tamamen kaldırılmasıdır. Biz şu anda sıkıştırmaya çalışıyoruz.

Türkiye’de 1942 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, bir radyo konuşmasında Milli Eğitim’de sigarayı yasakladığını ilan etmişti. Konuşmasında çocuklara, gençlere sigaranın zararlarından bahsetmişti. Demek ki o inisiyatif varmış. Ama aradan geçen zamanda bunun üzeri kapatılmış. Daha fazla vakit kaybetmeye lüksümüz yok. Çünkü sigara nedeniyle yılda ortalama 100 bin kişi ölüyor. Kaybettiğimiz bütün zaman, daha fazla insanın ölmesi demek. Dolayısıyla bu işi kökünden çözmeliyiz.”

SİGARA YASAĞI İLE 4 MİLYAR TASARRUF SAĞLADI

Prof. Dr. Elif Dağlı, sigara yasağının uygulamaya konulması sayesinde 2010 yılında bir önceki yıla göre 14 milyar adet daha az sigara içildiğini belirterek, şunları söyledi:

”Bu da sigara içen insan başına 41 paket daha az sigara içilmesi anlamına geliyor. Bu çok yüksek bir sayı. Hiçbir reçete ile bütün doktorlar bir araya gelse bunu sağlayamazdı. Bunun bir de mali boyutu var. 14 milyar adet daha az sigara içilmesi, bir yılda 4 milyar lira tasarruf ettiğimiz anlamına geliyor.

Sigaraya yılda 25 milyar liraya yakın para harcanıyordu. Şimdi bundan 4 milyar lira azaldı. Son dönemde sigara vergisi de yüzde 78′e çıkartıldı. Böylece 2010 yılında daha az sigara içilmesine rağmen, bir önceki yıla göre 4 milyar lira daha fazla vergi alındı. Yani doğru politikalarla bir yılda 8 milyar lira kazandık.”

HASTANELERİN ACİL SERVİSLERİNE YAPILAN BAŞVURULAR AZALDI

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Dönem Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, kapalı alanlarda sigara içilmesinin yasaklanması sayesinde insanların sağlığında da çok önemli gelişmeler olduğunu vurgulayarak, ”2010 yılında İstanbul’daki hastanelerin acil servislerine yapılan başvuruları incelediğimizde, bir önceki yıla göre sigara ilişkili hastalıklar nedeniyle yapılan başvurularda yüzde 20, kalp krizi nedeniyle yapılan başvurularda yüzde 30.3, astım nöbetlerinde yüzde 18.5, solunum yolu enfeksiyonlarında yüzde 20 azalma olduğunu tespit ettik. Bu sayede tedavi giderlerinde de azalma oldu. Ancak bunun mali analizleri daha tam olarak yapılmadı” diye konuştu.

Toplumun, kanunun zararı olmadığını öğrendiğini kaydeden Dağlı, ”Kahvehaneler batacak, iş yerleri kapanacak’ deniyordu. Ama tam tersi oldu. Restoranlarda ödenen vergi, istihdam sayılarında eskiye göre azalma yok, artış var. İş yerleri kapanmadı ama sigara tüketimi azaldı, sağlık iyiye gitti, para kazanıldı. Bu kadar iyi sonuçlar varken kimse artık ‘geri dönelim, birine daha kap krizi geçirtelim’ diyemez” dedi.

HEDEF 2023 YILINDA SİGARANIN SATIŞININ TAMAMEN YASAKLANMASI

Başbakan Erdoğan’ın kanunu desteklediğini, üzerinde çok fazla durmaması halinde kanunun bu şekilde çıkamayacağını, daha esnek olabileceğini kaydeden Dağlı, şöyle dedi:

”Türkiye yasağı 6. ülke olarak uygulamıştı. Şu anda ise dünyada kapalı alanlarda sigara yasağı uygulayan ülke sayası 31′e çıktı. Biz kanunu çıkarttıktan sonra Azerbaycan, Mısır, Bosna Hersek, Ukrayna, Taylant’tan sivil toplum örgütleri, Meclis üyeleri ile birlikte gelip bizden bilgi aldılar. Türkiye’nin etrafındaki tüm ülkeler bizden bilgi aldı. Türkiye’nin kararı, çevre ülkelerin kararında etkileyici oluyor. Türkiye Orta Doğu ve Orta Asya’yı önemli oranda etkiliyor. Son yapılan değerlendirmede Avrupa’da kanunun fiyat, reklam politikaları gibi konularda en iyi uygulandığı 4. ülke olduk. Bundan sonra eksikliklerimizi düzeltmemiz lazım. Hedefimiz 2023 yılında ülkemizde sigaranın satışının tamamen yasaklanması. Finlandiya 2050 yılında, Yeni Zelanda da 2030 yılında sigarayı yasaklayacaklarını açıkladılar. Avustralya’da da 2023 yılında yasaklamadan sigara içilmesinin sıfırlanacağını öngörülüyor. Çünkü çıkartılan kanun düşüşü o kadar hızlandı ki yasaklamadan sigaranın sıfırlanacağını söylüyorlar. Bu hızda devam ederse 2023 yılında sigara içilmesi sıfırlanıyor.

Geçmiş yıllarda kapalı alanlarda sigara içilmesinin yasaklanmasını görmeye ömrümüz yetmez diye düşünüyorduk. Ama bu başarıldı. Önümüzdeki yıllarda da yasaklanacağına inanıyoruz. Elbetteki yasak olunca birden bire kaybolmayacak. Finlandiya’da sigaranın satılmasının yasaklanmasının ardından ülkede sigara satılmayacak. Sigara bağımlısı olduğunu ispat edenlere reçete ile başka ülkeden getirtme hakkı verilecek. Bir süre sonra sigara yasağının bütün ülkelerde olacağını sanıyoruz. Çünkü müşterilerinin yarısını öldüren bir üründen bahsediyoruz.”

AA

27 Ağustos 2011 - 21:05
0 views

Arama Bölümü

Yazılardan Haberdar Olun

adamsin ecevit.
751 kişi takipte! Sen de takip et.